ABD'de son düzlüğe gelindi, koltuk sahibini buluyor

ABD'de artık son düzlüğe girildi, seçmen tercihini koyacak Beyaz Saray'ın yeni sahibi belli olacak. Bugüne gelene dek Cumhuriyetçi aday Donald Trump ile Demokrat aday Hillary Clinton arasında kıran kırana bir seçim kampanyası geride kaldı.

İki lider gerek miting alanlarında gerekse kameralar karşısında sert tartışmalar yaptı. Son 1-2 aya kadar açık ara önde olan Clinton, deyim yerindeyse e-maillerle tökezledi; makas kapandı.

ABD Adalet Bakanlığı, Federal Soruşturma Bürosu’na, Demokratların başkan adayı Hillary Clinton’ın danışmanının eşinin bilgisayarında ortaya çıkan ve Clinton dosyasıyla ilişkili yaklaşık 650 bin e-postayla ilgili soruşturma izni verdi.

Bu soruşturma önce açılmış, ardından Clinton’un ‘aşırı dikkatsiz’ hareket ettiği ve yargılamayı gerektirecek bir duruma mahal olmadığı belirtilerek gündemden düşmüştü.

FBI hızlı bir incelemeyle "suç unsuru yok" dedi; bu kez Trump küplere bindi; 'Sadece bir kaç günde 650 bin e-maili nasıl okudunuz?' diye sordu. İki liderin seçim gününe gelene dek göçmenlerden, ticarete, NATO'dan teröre, aralarında en çok tartışılan ve öne çıkan konular şöyle:

GÖÇMENLERE KARŞI DUVAR ÇEKECEK

Deutsche Welle’nin haberine göre; ABD'de 11 milyon kayıt dışı göçmen yaşıyor. Bunların büyük bölümü Meksika, Honduras, El Salvador gibi Latin Amerika ülkelerinden. Cumhuriyetçilerin başkan adayı Donald Trump, yasadışı göçü Meksika sınırına inşa edilecek bir duvarla engellemeyi istiyor.

Trump, "Meksika'nın bu duvarın masrafını ödemesini sağlayacağım" açıklamasını da yaptı. Trump yasa dışı yollardan ABD'de bulunan göçmenlerin sınır dışı edilebileceğini de dile getirdi. En azından oturumu olmayan suç işleyen göçmenlerin sınır dışı edilmesini.

Trump Suriye'den mülteci alınmasına karşı çıkıyor. Bir dönem Müslümanların terörist olmadıkları ispatlanana kadar ABD'ye girmelerinin yasaklanmasını da savundu. Daha sonra bu konudaki açıklamalarını yumuşatsa da, Müslüman göçmenlerin ABD'ye giriş yapmadan önce toptan, kapsamlı olarak incelenmesini istedi.

Demokratların Başkan adayı Hillary Clinton da yasa dışı göçü sınırlandırmayı istiyor. Berlin'deki Bilim ve Politika Vakfı'ndan Johannes Thimm, Clinton'ın yasadışı yollardan ABD'ye giren ve oturma izni olmayan göçmenlerin sınır dışı edilmesine ise karşı olduğunu belirtiyor.

Clinton kayıtlı olmayan göçmenlerin vatandaşlık verilmesi sayesinde meşru bir yaşama adım atmalarının mümkün hale getirilmesini savunuyor. ABD Başkanı Barack Obama 10 bin Suriyeli mülteciyi almak isterken, Clinton ise 65 bin mültecinin alınmasını talep ediyor.

TRUMP KAR-ZARAR HESABI YAPIYOR

ABD küresel dünyayı şekillendiren bir güç olarak kalmaya devam edecek mi? Müttefiklerine karşı nasıl bir tavır içinde olacak? Donald Trump'a göre Washington gelecekte uluslarası misyonlara -askeri olanlar da dahil - daha az dahil olmalı.

Bilim ve Politika Vakfı'ndan Johannes Thimm'e göre, Trump'un dünyaya bakış açısı ABD'nin dünyanın geri kalanı tarafından sömürüldüğü görüşüne dayanıyor. Trump New York Times'e verdiği bir demeçte, NATO müttefiklerine güvenlik konusunda garanti verilmesini bile tartışmaya açtı.

Trump öncelikle ilgili müttefikin nasıl bir katkı sağladığını görmek istediğini belirtti. Johannes Thimm'e göre, Trump'ın başkan olduğu bir ABD, NATO müttefiklerine pahalıya mal olacağa benziyor.

Heidelberg Amerikan Araştırmaları Merkezi'nden Martin Thunert'e göre, Trump'ın, NATO'daki müttefiklerin ittifaka çok az katkıda bulunduğu suçlaması yeni değil. Thunert, "Müttefiklerin daha fazla katkı sağlaması yönündeki baskı, genel olarak olarak söz konusu" diyor.

CLINTON NATO DESTEĞİNİ TARTIŞMAYA AÇABİLİR

Hillary Clinton'ın da müttefiklerden uluslararası misyonlara daha fazla katkı sağlamasını talep etmesi bekleniyor. Bilim ve Politika Vakfı'ndan Johannes Thimm ancak Clinton'un ABD'nin müttefik ülkelere sunduğu desteği tartışmaya açmayacağı görüşünde.

Thimm, Clinton'un müttefiklere güvenlik garantisi verilmesinin devam etmesinden yana olduğunu belirterek, "Bu konuda bir değişiklik olmayacak" diyor. Clinton Trump'u dış politikadaki değişiklik planları nedeniyle sert biçimde eleştiriyor. Clinton'a göre Trump Kasım ayındaki seçimleri kazanırsa, Amerika'yı daha az güvenli bir ülke, dünyayı ise daha tehlikeli hale getirecek.

TİCARİ ÇİZGİDEN AYRILIYOR

Donald Trump korumacı bir ticaret politikası izliyor. Amerikan pazarını yabancı ürünlerden korumak istiyor. Heidelberg Amerikan Araştırmaları Merkezi'nden Martin Thunert, "Trump bu görüşüyle serbest ticareti savunan partisinin (Cumhuriyetçi Parti) bugüne dek izlediği çizgiden ayrılmış oluyor" diyor.

Trump Latin Amerika ve Asya'dan 11 ülkenin müzakere ettiği Trans-Pasifik Ortaklığı Anlaşması'nı (TPP) reddediyor. Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması'nı (NAFTA)  ABD'nin çıkarlarıyla uyumlu hale getirmek ya da iptal etmek istiyor.

Uzman Thunert'e göre Trump, Serbest Ticaret Anlaşması'nın sanayideki iş yeri kayıplarının sorumlusu olduğuna inanıyor.

CLINTON TPP'YE MESAFELİ

Clinton ise Dışişleri Bakanı iken Trans-Pasifik Ortaklığı Anlaşması'nı (TPP)  destekledi. Ancak zaman içinde bu konuya mesafeli yaklaşmaya başladı. Clinton, "Bugüne dek öğrendiklerim nedeniyle bu anlaşmayı desteklemem mümkün değil" açıklamasını yaptı.

Clinton reddetme gerekçesi olarak, ABD'de yeni işyerleri yaratılması ya da maaşların artırılması gibi hedeflere bu anlaşma ile ulaşmanın mümkün olmadığını gösterdi. Clinton bunun ulusal güvenliğin iyileştirilmesi için de geçerli olduğunu belirtti.

TERÖRLE MÜCADELE

Hem Hillary Clinton, hem de Donald Trump IŞİD'le mücadele etmeyi istiyor. Trump'a göre bu mücadelede her araç mübah, hatta bu yolda savaş suçu işlenmesinden de çekinmiyor. Trump kara birlikleri ile IŞİD'e karşı mücadele etmeyi planladığını söyledi.

Cumhuriyetçi aday bu konuda Arap ülkelerinin özel bir rol oynaması gerektiğini savunarak, bu konuya daha fazla angaje olmalarını talep ediyor. Terör şüphelilerine işkence edilmesini ya da IŞİD üyelerinin ailerinin kovuşturulması da talep ediyor. Trump ABD'de terör saldırılarının engellenmesi için Müslümanların ülkeye girişinin yasaklanmasını da önermişti.

Hillary Clinton'un başkanlığında da IŞİD'e yönelik sert bir politikanın uygulanması bekleniyor. Heidelberg Amerikan Araştırmaları Merkezi'nden Martin Thunert, "Clinton Dışişleri Bakanı iken IŞİD'in üzerine Obama'nın talep ettiğinden daha fazla gidilmesini savunmuştu" dedi.

Suriye'de sivillerin korunması için başkanlık döneminde ülkede (Suriye'de) uçuşa yasak bölge oluşturulmasını gündeme getirdi. Suriye'de Amerikan kara birliklerinin görevlendirilmesine karşı çıkan Clinton, buna rağmen IŞİD'e yönelik hava saldırılarının artırılmasına ve özel birliklerin görevlendirilmesini istiyor.

"ERDOĞAN'A GÜVENİYORUM"

Trump, 15 Temmuz darbe girişiminden kısa süre sonra verdiği röportajda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı överek “Yaşananları tersine çevirebildiği için onu çok takdir ediyorum... Bazıları tertip olduğunu söylüyor ama ben öyle olduğunu düşünmüyorum” dedi.

CLINTON'IN SÖZLERİ ANKARA'YI KIZDIRDI

Demokrat Parti'nin adayı Hillary Clinton'ın geçen Ekim ayında yapılan ikinci televizyon düellosunda, başkan seçilmesi halinde Suriye’de Obama'dan farklı olarak ne yapacağı sorulması üzerine, Türkiye’nin PYD/YPG konusundaki kaygılarını dikkate almayacağını ima etmesi, Ankara'nın tepkisine neden oldu.

Clinton, “Kürtleri silahlandırmayı düşünürdüm. Kürtler, Suriye ve Irak’ta bizim en iyi ortaklarımız. Bazı çevrelerin bu konuda endişeli olduğunu biliyorum. Ancak bence Kürtler ihtiyaçları olan ekipmanı almalılar. Böylece sahadaki Kürt ve Arap savaşçılar, DEAŞ’ı Irak’tan çıkardıktan sonra Rakka’yı almamızda ana unsur olurlar.” diye yanıtlamıştı.

BBC Türkçe'ye konuşan Oklahoma Üniversitesi Orta Doğu Çalışmaları Müdürü Prof. Dr. Joshua Landis, "Clinton, Rusya ve Esad'a karşı koymak için çok daha fazla Amerikan gücü kullanacağını söyledi. Uçuşa yasak bölgelerden bahsetti. Bu bizi şuna götürüyor.... Hillary Clinton ve Türkiye'nin çıkarları, Trump'la olacağından çok daha fazla kesişecek. Suriyeli isyancı güçlere destek verilecek" diyor.

Trump, Clinton'dan farklı bir Suriye politikasını savunsa da o da Suriyeli Kürtlerin desteklenmesini savunuyor. Trump, geçen Temmuz ayında New York Times'ta yayımlanan röportajında, "Ben Kürtlerin büyük hayranıyım" demiş, soruyu soran gazetecinin "Ama Erdoğan değil, bu durumla nasıl baş edeceksiniz" diye sorması üzerine şu cevabı vermişti:

"İdeali, onların hepsini bir araya getirmek olur. Ve bu bir olasılık olur. Ama ben Kürt güçlerin büyük bir hayranıyım. Aynı zamanda, Türkiye'yle potansiyel olarak çok başarılı bir ilişkimizin olabileceğini düşünüyorum. Ve ikisini bir şekilde bir araya toplamak gerçekten harika olacaktır."

'TÜRKİYE SİNİR BOZUCU BİR ORTAK'

ABD eski Dışişleri Bakanı Clinton, Türkiye'ye dair en net görüşlerini iki yıl önce yazdığı "Zor Seçimler" kitabında ifade etti.

Clinton bu kitapta, "Bakan olarak geçirdiğim dört yılda, Türkiye önemli ve zaman zaman sinir bozucu bir ortak olduğunu kanıtladı. Bazen aynı fikirde olduk,  bazen de olmadık." ifadesini kullandı.

Clinton, kitabında, geçmişte Türk ordusunun gerçekleştirdiği darbelerin de Soğuk Savaş için belki iyi olduğunu ama Türkiye’nin demokratik gelişimini engellediğini savundu.

Clinton, kitapta dönemin Başbakanı Erdoğan hakkında ise şu satırları kaleme aldı:

"Türkiye’nin geleceği ve ilişkilerimizde anahtara sahip özellikle bir kişi oldu: Başbakan Erdoğan. Onunla ilk kez 90’larda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyken tanıştım. Hırslı, güçlü, dini bütün ve etkili bir siyasetçiydi. (…) Erdoğan hükümeti, ordunun içinde olduğu iddia edilen darbe komplolarının üzerine agresif bir şekilde gitti ve daha önceki tüm sivil seleflerinkinden daha güçlü bir iktidar kazandı.

İki başkan adayı da Gülen'in iadesiyle ilgili olarak herhangi bir açıklamada bulunmadı. Ancak uzmanlar, Gülen'in olası iadesi konusunda 'yargının işi' söyleminin tekrarlanacağı görüşünde.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.